Fişlenmekten Korkmuyoruz (Diyorsan Katıl)

Fişlenmekten Korkmuyoruz (Diyorsan Katıl) Korkak değilsen, bize katıl, gerçeği öğren ve harekete geç!

Artık kaçacak bir yerimiz kalmadı, yıllarımız sayılı, herkes çok değerli, bizi takip et, iletişime geç !

Akp olmadığı zamanlar
11/02/2021

Akp olmadığı zamanlar

26/09/2018

Sayfamızda uzun zamandır paylaşım yapamıyorduk. Artık paylaşımlar kaldığı yerden devam edecek. Aktif kullanıcı sayımızı merak ediyoruz ve bu paylaşımı beğenmenizi rica ediyoruz. Teşekkürler.

Bunca "Aptalın" kendisine Milliyetçi demesi, gerçek Milliyetçileri rahatsız etmelidir, Diyojen, gündüz vakti fenerle dol...
23/08/2017

Bunca "Aptalın" kendisine Milliyetçi demesi, gerçek Milliyetçileri rahatsız etmelidir, Diyojen, gündüz vakti fenerle dolaşıp soranlara "Erdemli insan arıyorum." demiş birisidir, bugün, heykelinin kaldırılması için önünde eylem yapan Milliyetçilik çatısına sızmış bu Arap-perest bağnazların tam da önünde durup yolunu kapattığı görüntü, bilene, düşünene çok şey ifade eder, bunun bir sonraki adımı, IŞİD, Suud gibi geçmişten kalma Antik Şehirleri, Kaleleri parçalamak, yıkmaktır.

21/08/2017

20.000 TL Bayram ikramiyesi alırken CHP-MHP vekillerinden birisi kürsüye çıkıp " Bu yapılan, Halkçılığa aykırıdır, bu meclisi Kuran Atatürk'ün ilkelerine aykırıdır, Batı Cephesinde siperlere girip savaşmış Gazi Meclisin ruhuna aykırıdır, bu parayla Sağlık Güvencesi kapsamına girmeyen ve zor durumda kalmış Hasta Yurttaşlara yardım edilebilir." dediğini gördük mü? Eğer meclis OHAL dolayısı ile kapalı ise, herhangi bir yayın kuruluşundan duyabildik mi? Okuyabildik mi? Yoksa, bankaya gidip 20.000 TL'lerini alıp, cebimizden çıkan paralarla hayatlarını yaşamayı sürdürecekler mi? Türkiye, Yabancı Sermaye uşağı, Muhafazakar-Bölücü-İlkel Laiklik Anlayışından ötesi olamayan çeşitli kümelerce Ekonomik işgale satılmış "Neo-Kolonial" yani Yeni Model Sömürge ülkesidir, Milliyetçilik, sağda solda 15 yaşındaki çocuklarla iş yürütenler, LGBT'den başka derdi olmayan yobazlar, Türk tarihini Osmanlıdan ibaret sananlar ya da Kürtlerin de bir ülkesi olsun diyerek Atatürk'ün adını lekeleyenler için bir uğraş değildir, Milliyetçilik, bilimsel, akılcı bir görüş olarak toplumun ilerlemesi için Faydacı duruştur, "Bizi Yutmak isteyen Kapitalizme ve bizi Yok etmek isteyen Emperyalizme karşı" çocukluğumuzdan beri and içtik, Kurtuluş, Kurtuluş Savaşını veren fedakar ve yüce İnsanların anılarındadır, umarız ki gelecek nesillerden bir kaç kişinin bile hayatını daha iyi hale getirebilmek için, kendi ömrünü ülkesine adayabilecek gerçek Milliyetçiler örgütlenir.
"Olgunlaşmamış insan, bir dava için gösterişlice ölmeyi ister, Olgun insan ise bir dava için sessizce yaşamayı..."

19/08/2017
17/08/2017

1990’a gelindiğinde, ABD’nin Irak’a müdahale etmeye karar vermesiyle birlikte Özal, ABD’yle birlikte Kuzey Irak’a girme tezlerini dillendirmeye başladı. Türk kamuoyunu ikna etmek için de Misakı Milli sınırlarının tekrar diriltileceği ve Musul Kerkük’ün Türkiye’ye bağlanacağı vaatlerini veriyordu. Torumtay komutanlığındaki Genelkurmay ise önlerine daha önce birkaç kez gelen “Türkiye hamiliğinde Kürdistan planı”nın yine uygulamaya konduğunun bilinceydi.

Torumtay Genelkurmay’ın şu görüşünü Özal’a iletti: Türkiye’nin hamiliğinde olsun veya olmasın, Kuzey Irak’ta kurulacak bir Kürt Devleti ulusal çıkarlarımıza aykırıdır.

Ancak Özal, ABD Başkanı Bush’la anlaşmıştı. Ordu’nun karşı çıkmasını çok önemsemedi. Genelkurmay’ın bilgisi dışında Cumhurbaşkanlığı’nda ayrı bir karargah kurdu. Başına da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Emekli Org. Kemal Yamak’ı getirdi.

Kemal Yamak Ordu’da görev yaptığı dönemde “sağlam Amerikancılığıyla” bilinen bir generaldi. O kadar ki, 12 Mart döneminde Özel Harp Dairesi’nin (ÖHD) yani Amerikancı Kontrgerilla’nın başında bulunuyordu. 12 Eylül döneminde de Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı yapmıştı. Tam bir Amerikancı, Kontrgerillacı 12 Eylül Paşasıydı.

Ayrıca Kemal Yamak, Necip Torumtay’ın Genel Kurmay Başkanlığı döneminde Kara Kuvvetleri Komutanıydı. Eylül 1989’da emekli olmuş, Kasım 1989’da Cumhurbaşkanı olan Özal tarafından Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine getirilmişti.

Kemal Yamak’ın komutasında ayrı bir savaş karargahı oluşturmak Özal açısından Ordu’ya karşı tam bir meydan okumaydı. Böylelikle Kemal Yamak fiilen Genel Kurmay Başkanı yapılmış oluyordu.

Özal bununla da yetinmedi, Torumtay’ın Kuzey Irak’a girmemek için direndiğini görünce Kuvvet Komutanlarını ikna etmeye çalıştı. Ancak dönemin Kuvvet Komutanları da Torumtay gibi Irak’taki bir savaşta ABD’nin yanında yer alınmasını doğru bulmuyordu.

Yine de Özal pes etmiyordu. Daha doğrusu, ABD Özal’ı Kuzey Irak’ta ayrı bir cephe açılması için sıkıştırıp duruyordu. Genelkurmay’ın bilgisi dışında, ABD’li subayların da katıldığı toplantılarda Kemal Yamak komutasında harekât planları hazırlandı. Özal, Meclisten savaşa girme kararı çıkartacak sonra da Kemal Yamak’la birlikte hazırladığı bu harekât planlarını Ordu’ya dayatacaktı.

ABD ile Türk Ordusu arasındaki ilk büyük gerilim işte o günlerde ortaya çıktı. ABD resmen Torumtay’a karşı ayrı bir komuta kademesi oluşturmuş ve bu “sahte” karargahla kendi istediği harekât planlarını hazırlamaktaydı. Torumtay komutasındaki TSK ise bu planları kesinlikle kabul etmeye yanaşmıyordu.

ABD, Türk Ordusu’nun eski Amerikancı kimliğinden yavaş yavaş sıyrıldığını görmeşe başladı. Kolay mı? 1950’lerde dünya öbür ucundaki Kore’ye ABD çıkarları için giden Ordu, 1990’a gelindiğinde, burnunun dibindeki Irak’ta ABD’yi yalnız bırakıyordu!

Ordu’nun bütün direnişine karşın Özal, Amerikan işgaline katılmakta ısrar edince, Torumtay, son çare olarak 3 Aralık 1990’da istifa etti.

17/08/2017

"Türban ve Cilbab"
Uğur Mumcu'nun bu yazısını okursanız, türbanın devlet kurumunda, Laikliğe neden aykırı olduğunu anlamakla kalmaz, geçmişi daha iyi görürsünüz, elle geçiriyorum yazım hataları olabilir;
"Bugünkü konumuz yılan hikayesine dönen "türban."
Bu konudaki kavram kargaşasını önlemek için öncelikle bu alandaki kavram ve ilkeleri yerli yerine oturtmak gerekir. "Türban" aslında bir erkek başlığıdır. Prenslerin ve Hint rahiplerinin başlarına sardıkları türban, Osmanlı sultanları ve vezirlerince de kullanılırdı. Bir erkek başlığı olan türban zamanla kadınlarca da kullanılmıştır. YÖK Başkanı İhsan Doğramacı, türban kavramına bir yenisini eklemiştir.
-Modern Türban
Türbanın da "Modern türbanın" da Kuran-ı Kerim'de yeri yoktur. Nur Suresi 31. ayet ile Ahzab Suresi 55 ve 53 ayetleri kadınların nasıl örtüneceklerini anlatır. Ahzab Süresinde "türban" değil "cilbab" sözcüğü geçer, Cilbab kadınları başlarından topuklarına kadar örten örtü demektir. Cilbab, Türkçe'de çarşaf anlamına gelir. İslami kurallar uygulanacaksa genç kızların başlarına türban sarmaları yetmez, fakülte ve yüksek okullara cilbab ile girmeleri gerekir. (Ayrıca, kadın-erkek karma eğitime de karşı olmaları gerekir. Bilimsel Eğitime ve Gayr-i Müslim, Müslim eşitliğine de, parantez içi bana aittir.)
Sayın Doğramacı, cilbab'a da elbette zaman ve zemine uygun bir ad bulacaktır! Modern Cilbab gibi örneğin. Yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin kılık ve kıyafetleriyle ilgili düzenlemeler yapmak üzere 30 Aralık 1982 günü bir genelge çıkarılmış ve bu genelgede öğrencilerin "Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun, uygar, aşırılığa kaçmayan şekilde de kıyafetli olmaları" istenmiştir.
Danıştay 8. Dairesi, 20.1.1983 tarihinde verdiği 33/2788 sayılı kararında, "aydın, uygar ve cumhuriyetçi gençler yetiştirmekle görevli eğitim kurumlarının bazı kurallarının öğrencilere uygulanması doğaldır" diyerek, öğrencilerin türban ve çarşaf ile fakülte ve yüksekokullara gelmeleri yolunu kapatmıştır.
Yükseköğrenim kurumları, Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nde 8 Ocak 1987 günü yapılan değişiklikle üniversite ve yüksek okullarda Çağdaş Kıyafet ve görünüm dışındaki bir kıyafet görünümünde bulunmak... yasaklanmıştı.
Türban kavgası, bu noktada da durmadı. 2547 sayılı yasaya 18 Kasım 1988 tarihinde yapılan bir ek ile "İnkıap kanunlarına aykırı olmak üzere kılık ve kıyafet" serbest bırakılmış, bu yasa değişikliği Cumhurbaşkanı Evren tarafından anayasaya aykırı görülerek bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderilmiştir.
Bu gelişmeler üzerine Başbakan Özal, konunun "genelge" ile çzümleneceğine ilişkin bir açıklama yapmış; bu açıklama, YÖK Başkanı Doğramacı tarafından emir telakki edilerek disiplin yönetmeliğinde bu doğrultuda değişiklik yapılmış ve 4 Aralık 1988 günlü bu yönetmelik değişikliği ile kız öğrencilerin, dini inançları nedeniyle saçlarını ve boyunlarını kapatmaları serbest bırakılmıştır.
Dini inançlar nedeniyle saç ve boyun türban ile nasıl örtülecektir? İslami dini inançlar nedeniyle saçlar ve boyun, ancak ve ancak cilbab ile örtülür? Cilbabın da ne moderni olur ne de çağdaşı!
Türkiye'de yıllardır gerici ve tutucu çevrelerce Atatürk ilkelerine karşı bir savaş veriliyor. 12 Eylül askeri rejimi ile ekilen tohumlar yeni yeni yeşeriyor. Zorunlu din dersleri ile din eğitimi tarikatların ellerine verilirken, tarikat şeyhleri ve müritlerinin cenazeleri, Cumhurbaşkanının da imzaladığı Bakanlar Kurulu Kararnameleri ile kaldırılıyor.
Arabesk-liberal anlayış içinde devlet, Türk-islam sentezi kadrosuna teslim ediliyor. Bununla da yetinilmiyor, bir ucu Rabıta adlı şeriat örgütüne, öteki ucu Başbakan'ın kardeş ve ANAP il başkanlarına kadar uzanan para imparatorluğu, toplumun her kesimini adım adım kuşatıyor.
Öğretim birliği yasası yok ediliyor.
Kara Harp Okulu'nda okutulan Atatürkçülük ve inkılap tarihi derslerinde "Hızır Nebi İnancı","Nevruz", "Kırklama" ve "Cemre düşmesi" gibi sorular sorulabiliyor. Cumhurbaşkanı Sayın Evren'e orduevindeki "dini sakal" ayrıcalığının Atatürk ilkelerinde ve inkılap kanunlarındaki yerini de sıra gelmişken sormak isterdik.
Evet, devrim elbette tepeden inme bir zor olayıdır. Atatürk devrimleri de hiç şüphe yok, tepeden inme yöntemlerle gerçekleşmiştir. Ancak bugün "tek parti yöntemleri" ile devrimleri savunmak ve yaşatmak olanağı yoktur. Bu yüzden bugün üniversite düzeninin yasaklarla kurulacğına hiç inanmıyoruz.
İnanmıyoruz, ama "türban" denilince özgürlük ve demokrasi şampiyonu kesilenlerin sıra 1402 sayılı yasa ile üniversiteden devlet zoru ile uzaklaştırılan öğretim üyelerine gelince, nasıl binbir dereden su getirdiklerini de acıyla izliyoruz!
"Türban olayı" bir din sömürüsü olayıdır. Türbanlı genç kızları öne süren din sömürücüleri, Bakan Hasan Celal Güzel'in katkıları ve Prof. Doğramacı'nın sihirbaz hüneri ile bir yeni zafer kazanmışlardır.
Bugün, türban, yarın cilbab, öbür gün fes...
Çağdaş uygarlık yolunda çarşaf ve türbanla "güzel, güzel" ilerliyoruz.
Uğur Mumcu
Aydınlanma Şehidi
6 Aralık 1988

AKP'nin sendikası Eğitim Bir Sen'in, okul müdürü ataması için MEB’e dosya gönderdiği ortaya çıktı. Dosyada adaylara kaç ...
17/08/2017

AKP'nin sendikası Eğitim Bir Sen'in, okul müdürü ataması için MEB’e dosya gönderdiği ortaya çıktı. Dosyada adaylara kaç puan verilmesi gerektiği bile yer aldı.

Yer İstanbul: ‘Kıyafetine bak’ deyip hastanelik edene kadar dövdü, taciz etti ve serbest bırakıldıİstanbul Esenyurt'ta y...
17/08/2017

Yer İstanbul: ‘Kıyafetine bak’ deyip hastanelik edene kadar dövdü, taciz etti ve serbest bırakıldı
İstanbul Esenyurt'ta yine 31 yaşında bir 'şort ve tişört' giydiği gerekçesiyle, herkesin gözü önünde önce tacize uğradı sonra dövülerek hastanelik edildi. Zanlı ise yakalandıktan sonra adli kontrolle salıverildi.

Evet evet kardeşiz biz.
17/08/2017

Evet evet kardeşiz biz.

Address

Ankara

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Fişlenmekten Korkmuyoruz (Diyorsan Katıl) posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share