12/08/2026
Ormanda yürüdüğümüz her rota kendiliğinden “ekoturizm alanı” sayılmıyor. Ekoturizm alanı (orman amenajman planlarında ekoturizm ve rekreasyon işlevi verilen ya da sahip olduğu rekreasyonel değer nedeniyle ekoturizm etkinlikleri için parkur planlanan orman alanı) belirli bir planlamanın ürünü.
2025 kayıtlarında Türkiye genelinde 140 ekoturizm alanı bulunuyor. Bu alanların parkurları birlikte düşünüldüğünde toplam uzunluk yaklaşık 3 bin kilometreyi buluyor. Üstelik hepsi aynı biçimde kullanılmıyor. Bazıları yalnızca doğa yürüyüşü için düzenlenirken, bazı güzergâhlarda yürüyüş ve bisiklet birlikte yer alıyor; kimi parkurlarda ise bunlara atlı yürüyüş de ekleniyor.
İsimlere bakıldığında da tek tip bir alanla karşılaşmıyoruz. Kanyonlar, yaylalar, şelaleler, tarihi güzergâhlar ve orman içindeki farklı doğal değerler bu planlamanın parçası olabiliyor. Antalya’daki Likya Yolu, Kütahya’daki Domaniç Göç Yolu, Artvin’deki Çoruh ve Yusufeli güzergâhları bunlardan bazıları.
İstanbul’da ise Büyükada, Güzelce, Ayazpaşa ve Durusu olmak üzere dört ekoturizm alanı kayıtlı.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, “ekoturizm” adının yalnızca doğada vakit geçirmek anlamına gelmemesi. Belgelerde bu alanlar doğrudan orman amenajman planlarıyla ilişkilendiriliyor. Yani güzergâhın nereden geçtiği, hangi etkinliğe ayrıldığı ve hangi orman alanı içinde değerlendirildiği planlamanın bir parçası.
Ormana girdiğimiz bir patikanın arkasında bazen sadece bir yürüyüş rotası değil, amenajman planına işlenmiş kilometrelerce uzunlukta bir kullanım ağı bulunuyor.