10/06/2026
Birlik İzo Bims - Sarı Gelin'in Hikayesi
Yıllar önce Şarkışla'da Birlik İzo Bims Fabrikası kurulurken üretimi artırmak için yeni bir briket makinesi alınmasına karar verildi. Uzun araştırmalardan sonra Kayseri'den sarı renkli, gösterişli bir makine getirildi. Makinenin satışını yapanlar onu öve öve bitiremiyorlardı. Fabrika yöneticileri büyük umutlara kapıldı. Nakliyesi yapıldı, masraflar ödendi, ustalar çağrıldı. Adeta bir düğün hazırlığı gibi herkes bu yeni makinenin gelişini bekliyordu.
Makine fabrikaya geldiğinde sarı rengiyle dikkat çekiyordu. İşçiler ona şaka yollu "Sarı Gelin" adını taktılar. İlk günlerde herkes onun sayesinde üretimin katlanacağını düşünüyordu. Ancak makine çalıştırılınca beklenen olmadı. Bir gün kalıplar bozuluyor, ertesi gün ayarları kaçıyordu. Bazen motoru duruyor, bazen ürettiği briketler kusurlu çıkıyordu.
Fabrika yönetimi sorunu çözmek için türlü çarelere başvurdu. Kayseri'den ustalar getirildi, mühendisler çağrıldı, parçalar değiştirildi. Makineye yapılan masraf giderek arttı. Buna rağmen "Sarı Gelin" bir türlü düzen tutmadı. Her tamirden sonra düzelecek sanılıyor, fakat kısa süre sonra aynı arızalar yeniden ortaya çıkıyordu.
Durumu görenler kendi aralarında konuşmaya başladı. Kimisi makinenin fabrikaya uygun olmadığını söylüyor, kimisi satış sırasında bazı kusurlarının gizlendiğini iddia ediyordu. Harcanan para, verilen emek ve kurulan hayaller boşa gidiyordu.
Şarkışla'nın tanınmış halk ozanlarından Âşık Hüroğlu da bu olaya kayıtsız kalmadı. Ancak doğrudan makineyi anlatmak yerine Anadolu'nun taşlama geleneğine uygun bir yol seçti. Sarı renkli makineyi bir gelin gibi düşündü. Makinenin satın alınmasını kız istemeye, fabrikaya getirilmesini düğün yapmaya, tamir için çağrılan ustaları doktorlara, yapılan masrafları da başlık parasına benzetti.
Böylece "Sarı Gelin" destanı ortaya çıktı. Şiirde anlatılan gelin gerçekte bir insan değil, Kayseri'den büyük umutlarla getirilen sarı renkli briket makinesiydi. Hüroğlu, ironi ve mizah yoluyla fabrikanın yaşadığı sıkıntıları dile getirmiş, hem güldüren hem düşündüren bir eser bırakmıştı. Şarkışla'da yıllarca anlatılan bu olay, zamanla halk arasında bir efsaneye dönüşmüş, "Sarı Gelin" adı da o talihsiz makinenin simgesi olarak hafızalarda yer etmiştir.
Aşık Hüroğlu - Sarı Gelin
Gördük, havaslandık, dünürcü vardık,
Söylenmesi ayıp, çok başlık verdik,
Binbir hayal ile düğünü kurduk,
Kınaladık ayağını, elini.
Sarı gelin, sarı gelin, vay!
Bilmedik derdini, yandık biz, ah!
Sarı gelin, sarı gelin, yar,
Kader böyleymiş, yıkıldık, eyvah!
El üstünde tuttuk, yönün dönerdik,
Eşe dosta haberini gönderdik,
Düğün, tören Şarkışla’ya indirdik,
Kayseri’den aldık, geldik gelini.
Sanki şu dağların maralı gibi,
Benleri benekli, bereli gibi,
Titredi elleri saralı gibi,
Boşa beklemişiz bunca yolunu.
Doktorları ayağına getirdik,
İğnesini, ilacını yetirdik,
Edemedik, aldık, geri götürdük,
Anlamadı kimse derdi hâlini.
Bakmaya geldiler sarı geline,
Gizli gizli gülüştüler hâline,
“Kekeç” diye ad taktılar diline,
Kadir Mevla’m tez düzelt e dilini.
Kusurunu elden ele sattılar,
Yarı gerçek, yarı yalan kattılar,
Hastanede ameliyat ettiler,
Çirkinlik saydılar yüzde çilini.
Götürdük, getirdik, çok masraf ettik,
Ateş gibi yandık, köz gibi tüttük,
Hırsımızdan bazı biz bize çattık,
Giyindirdik hırkasını, şalını.
En sonunda razı olduk kadere,
Rahmet okuduk ölmüş pedere,
Boyun büktük, çok eyledik mudara,
Göstermedik başımızın kelini.
Sarı gelin böyle çıkınca çorlu,
Ne ettiysek hallanmadı bir türlü,
Olur sandı idik kisbinen kârlı,
Yiyemedik pekmezini, balını.
Kayseri’ynen Şarkışla’nın arası,
Boşa gitti onca başlık parası,
Ne ettiysek bulunmadı çaresi,
Bozduk çeyiz duvağını, telini.
Babasının evine teslim eyledik,
Zora gitti bu destanı söyledik,
Hüroğlu der, uyladıkça uyladık,
Çaldık başımıza dünya malını.